Genel Müdürümüz Sayın İlhan Bayram Bey'in Bursa BUSKİ tarafından 3 ayda bir yayımlanan "Su Şehri Bursa" dergisine verdiği röportaj...
İlk çağlardan bu yana sırasıyla Olbia, Astakos, Nicomedia, İznikmid ve İzmid adlarını alan Kocaeli, binlerce yıllık tarihiyle Anadolu’nun en eski yerleşim bölgeleri arasında yer alıyor.
Gelişmiş sanayisi ile ekonomiye yılda milyarlarca liralık katma değer sağlayan Kocaeli, istihdam merkezi olması özelliğiyle de yoğun göç alan şehirlerin başında geliyor.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre kilometrekareye düşen 464 kişi ile İstanbul’dan sonra en fazla nüfus yoğunluğuna sahip bulunan Kocaeli, bu özelliğiyle, sağlıklı ve sorunsuz altyapı ağının önem kazandığı kentlerin arasında bulunuyor.
Öyle ki kenti bir gerdanlık gibi çevreleyen İzmit Körfezi etrafında kümelenen yerleşim alanları ve sanayi tesislerinin varlığı, sağlıklı altyapı ağının gerekliliğini daha da önemli hale getiriyor.
Ulaşılabilir, erişilebilir, kontrol edilebilir ve müdahale edilebilir anlayışla yapılandırdığı hizmet ağıyla etkin bir kurum kimliği ortaya koyan Kocaeli Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (İSU), dünden bugüne uzanan tecrübesiyle, şehrin geleceğine damga vurmaya aday çalışmalara imza atıyor.
Dergimizin bu sayısında, İSU Genel Müdürü İlhan Bayram’a konuk olduk. Bayram’la, İSU’nun yatırımları, projeleri ve çalışmalarını konuştuk.
Söyleşimize dilerseniz, Kocaeli Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü’nün (İSU) kuruluş sürecinden söz ederek başlayalım. İSU, ne zaman kuruldu? Organizasyon yapısına ilişkin neler söylenebilir?
İSU Genel Müdürlüğü 1995’de kuruldu. Genel Müdürlüğümüzün görev sahası, 2004 yılına kadar, İzmit merkez ilçesiyle sınırlıydı. 2004’te çıkarılan “İl Sınırında Büyükşehir Yasası”, ilk kez İstanbul ve Kocaeli’nde uygulandı. 2004’le birlikte sorumluluk ve görev sahamız da Kocaeli il sınırlarının tamamını kapsayacak biçimde genişledi. Genel Müdürlüğümüz günümüzde, 1800 personelle yaklaşık 700 bin aboneye hizmet götürmektedir.
İSU’nun tarihinde bir mihenk taşı oluşturan 2004’le birlikte plan ve stratejilerinizi de yenilemiş oldunuz. Bize, bu süreçten söz eder misiniz?
Hizmet alanımızın il sınırlarının tamamımı kapsamasıyla yeni bir planlama ve strateji belirleme çalışması başlattık. Yatırım planlamamıza altyapıya en acil ihtiyaç duyulan bölgelerden başladık. Kocaeli’nin nüfus yoğunluğu irdelendiğinde, nüfusun yarısının İzmit merkez, diğer yarısının da Gebze’de yer aldığı görülecektir. Gebze 2004’le birlikte hizmet alanımıza girdi. Bulunduğumuz değerlendirmelerde, Gebze’deki yoğun nüfus artışının, ilçedeki altyapı ihtiyaçlarını, gerektiğince karşılanamaz konuma sürüklediğini belirledik. Öyle ki belediyenin yetişemediği yerlerde vatandaş, altyapı ihtiyacını kendi karşılar hale gelmiş. Bu da sağlıksız ve acil çözüm bekleyen altyapı sorunlarını beraberinde getirmiş. Bütün bu veriler ışığında yatırım hamlemizi, Gebze’den başlattık. Marmara Bölgesi, ülkemizin nüfus yoğunluğu açısından en önde gelen bölgesi. Bursa, Kocaeli, Tekirdağ Çerkezköy aksı ağırlıklı olmak üzere, sanayileşmenin en yoğun yaşandığı bölge yine Marmara Bölgesi. Gerek evsel gerekse sanayi atıklarıyla yanından geçilemez koku ve kirliliğe mahkum olan Körfezin temizlenmesi hususu, yine acil müdahale listemizin en öncelikli sırasında yer aldı. Sularını Körfez’e boşaltan 60’a yakın dere bulunuyor. Bunların çoğunluğu da Gebze bölgesinde yer alıyor. 2004’deki stratejik planlamamızda öncelikle bu derelerin ıslahı ve temizliğine yer verdik. Hiçbir arıtmaya tabi tutulmadan doğrudan derelere deşarj edilen atıkların kirlettiği dereler, insan ve çevre sağlığını tehdit ediyor hem de Körfez’i kirletiyordu. Öncelikle dereleri ıslah ettik. Duvarların arkasına kanalizasyon kolektörleri inşa ederek, arıtma tesislerine bağlantısını sağladık.
Altyapı hizmetlerinizi oluştururken nasıl bir yol haritası belirlemektesiniz?
Altyapı hizmetlerinin sorunsuz, sürekli ve sağlıklı biçimde verilebilmesinin temel koşulu, fenni standartlara uygun altyapı ağına sahip olunmasından geçiyor. Böylelikle ulaşılabilir, erişilebilir, kontrol edilebilir ve müdahale edilebilir bir refleks de geliştirmiş olursunuz. Biz altyapı ağımızı, etkin hizmet sunabilmenin gerekleri doğrultusunda yapılandırdık. Bir önceki sorunuza verdiğim yanıtta da belirttiğim gibi 2004’te stratejik yol haritamızı oluştururken, Körfez’in kokudan arınmış temiz bir görünüme kavuşmasını, öncelikli görevimiz olarak belirledik. Körfez’in temiz tutulması adına zamanında İller Bankası’nın yaptırdığı atık su arıtma tesislerine ilaveten, ihtiyaç olan yerlere arıtma tesislerini peş peşe inşa ederek hizmete sunduk. 2009’da 67 milyon liralık yatırım bedeliyle, Gebze’ye ileri biyolojik arıtma tesisi yaptık. 1999 Marmara Depremi’nde hasar gören şehir merkezindeki arıtma tesisini yeniden inşa ederek, ileri biyolojik arıtma tesisi konumuna getirdik.
Yatırımlarınız için gerekli olan finans kaynağını nasıl temin ediyorsunuz?
Yatırımlarımızın yoğunlaştığı dönem olan 2006-2009 yıllarındaki finans ihtiyacımızı, çoğunlukla İller Bankası’ndan temin ettik. Bu süreçte dış kaynaklı kredi talebinde bulunmadık. 2009’dan sonra da finans ihtiyacımızı tamamen kendi öz kaynaklarımızdan karşılar konuma geldik. 2004’den bu yana geçen 11 yıllık süreçte 5 bin 91 kilometrelik kanalizasyon hattı, 8 bin 500 kilometrelik içme suyu hattı ve 350 kilometrelik de yağmur suyu hattını hizmete sunduk. Köylerimiz de dahil olmak üzere 18 atık su arıtma tesisimiz mevcut. İzmit Körfezi’nin çevresini kolektörlerle koruma altına aldıktan sonra sıra köylere geldi. Köylerdeki arıtma tesislerimiz, konvensiyonel olanlardan farklı olarak betonarme yapılardan oluşmuyor. Bunun yerine çelik konteynırlarla birbirine bağlı. Her köye bir arıtma tesisi yapmamız mümkün olmadığı için 10 kilometre yarıçapındaki daire içerisinde yer alan en büyük köyün yakınına arıtma tesisimizi kuruyoruz. Buraya yakın köylerin atıksularını kolektörlerle arıtmaya doğrudan bağlıyoruz. Uzak olanlarınkinin ise altyapısını yaparak foseptikler oluşturuyoruz. Foseptiklerde biriken atıkları ise belirli aralıklarla vidanjörler yardımıyla arıtma tesisine deşarj ediyoruz. Arıtma tesislerimizin sonunda ultraviyole sistemi bulunmakta. Ultraviyole ile atık suda açığa çıkan bakterileri etkisiz hale getirerek, elde edilen suyu yeşil alanların ve tarım alanlarının sulamasında kullanıyoruz. Bütün bu yatırımlarımızın yanı sıra; atık su arıtma tesisleri, içme suyu arıtma tesisleri, su depoları gibi altyapıyla ilgili akla gelebilecek yatırımlarımızın çok büyük kısmını, dış krediye ihtiyaç duymaksızın öz kaynaklarımızdan elde ettiğimiz gelirle gerçekleştiriyoruz.
İçme suyu kaynaklarınızın profilinden bahsetmek gerekirse neler söylenebilir?
Kocaeli içme suyunu Yuvacık Barajı, Sapanca Gölü, Kandıra Namazgah Barajı, mahalli kaynaklar ve kuyulardan temin ediyor. Su kaynaklarımızın toplam kapasitesi yıllık 250 milyon metreküp. Atık su arıtma tesislerinde olduğu gibi içme suyu arıtma tesislerimiz de Kocaeli’nin tamamına yaygınlık gösteriyor. Öyle ki günlük bin 500 metreküpten 23 bin metreküpe varıncaya değin çeşitli hacimlerden oluşan farklı işlevlerdeki içme suyu arıtma tesislerini, kentin kırsalına da konuşlandırdık. Bu konuda oldukça iddialıyız. Arıtma sonucunda dünya standartlarındaki kalite kriterlerine sahip içme suyunu belli bir program çerçevesinde, 335 noktadan aylık ortalama 700 numune alarak analizler yapmaktayız. Bütün bunların sonunda Kocaeli’nde musluktan akan suyun gönül rahatlığıyla içilebildiğini söyleyebiliyoruz.
Su ve kanalizasyon idarelerinin kayıp kaçakla mücadelede sergiledikleri performansın seyri, başarı kriterlerinin belirlenmesinde önemli bir göstergeyi oluşturur. İSU’nun bu anlamdaki çalışmalarına ilişkin bilgi alabilir miyiz ?
Bundan 11 yıl önce göreve geldiğimizde yüzde 68’lerde, hatta bölge bölge yüzde 72’lerde olan kayıp kaçak oranını, gerçekleştirdiğimiz yatırımlar, iletim hatlarındaki iyileştirmeler ile yüzde 26’lar seviyesine geriletme başarısı gösterdik. Bugün, Kocaeli’nin genelinde sudaki kayıp kaçak oranı yüzde 26’lar civarındadır. Sizin de belirttiğiniz gibi kayıp kaçakla mücadelede sergilenen performansın seyri, su ve kanalizasyon idarelerinin başarı kriterleri arasında önemli bir göstergedir. Öyle sanıyorum ki biz İSU olarak, bu konuda, Türkiye genelindeki su ve kanalizasyon idareleri arasında çok iyi bir konumdayız.
Olası kuraklık durumlarında, Kocaeli’ni susuz bırakmama adına, nasıl bir strateji izliyorsunuz?
Böylesi durumlarda her su ve kanalizasyon idaresinin mutlaka bir B, C planı olmalı. Biz de böylesi durumlar karşısında vatandaşı susuz bırakmama adına, Kandıra’da 25 milyon metreküp aktif hacmi olan Namazgah Barajı’nı kendi imkanlarımızla inşa ettik. 2013’te hizmet verir konuma getirdiğimiz Namazgah Barajı, kuraklık karşısında susuzluk tehlikesini bertaraf etmeye yönelik can simidi işlevi görüyor. Yine, günlük su tüketiminin daha da arttığı yaz aylarında, takviye olarak Namazgah Barajı’ndan da yararlanıyoruz. Bununla birlikte olası kuraklık durumlarında yerel su kaynaklarını da stratejimizin gereği olarak kriz yönetiminin bir başka unsuru adına yedeğimizde tutuyoruz. Geçen yılki 3 aylık kuraklık döneminde 88 milyon TL’lik yatırım gerçekleştirdik. Söz konusu yatırımla; mevcut 19 kuyuya ilaveten 86 kuyuyu daha devreye aldık. 92 kilometresi Namazgah Barajı kolektör hattı olmak üzere toplam 172 kilometrelik içme suyu hattını hizmete sunduk. 4 adet içme suyu arıtma tesisi, 25 adet içme suyu deposu, 20 adet içme suyu terfi merkezi ile 14 kilometrelik geri kazanım suyu hattı ve 3 adet ultraviyole atık su arıtma tesisi yine 3 aylık kuraklık döneminde gerçekleştirdiğimiz yatırımlar arasında yer almakta.
Kocaeli bir sanayi şehri. Sanayi tesislerinin varlığı, su ve kanalizasyon idareleri için avantaj mı yoksa dezavantaj mıdır?
Ben bu sorunuza, kesinlikle avantajdır diyorum. Gelirimizin yaklaşık yüzde 33’ünü sanayiden karşılıyoruz. Sanayici- kamu kurumu işbirliğinin güzel örneklerini sergiliyoruz. Bu kapsamda, Gebze’deki Denizli Göleti’nin kapasitesini artırdık. Buradan, 4 organize sanayi bölgesindeki fabrikalara su veriyoruz. Türkiye’nin en büyük sanayi şirketi TÜPRAŞ’ın da su ihtiyacını biz karşılıyoruz. 45 bin metreküplük atık suyu, ön arıtma işlemi ve ültraviyoleden geçirdikten sonra TÜPRAŞ’a bedeli karşılığında satıyoruz.
Sağlıklı ve sorunsuz altyapı hizmetlerinin sunulmasında, yetişmiş iş gücü kadar, teknolojik imkanlardan yararlanmanın da büyük rolü bulunuyor. İSU’nun bu konudaki çalışmalarına ilişkin neler söylenebilir?
Teknolojiyi en ileri düzeyde kullandığımızı rahatlıkla söyleyebilirim. Türkiye’de olmayan pek çok şeyin araştırmalarını yapıp, dünyadan aldığımız sistemleri üzerine ekliyoruz. İletişimi GSM üzerinden yaparken, şimdi mikro dalga sistem kullanıyoruz. GSM üzerinden yapılan iletişimler, hava koşullarından olumsuz etkileniyordu. Hava karardığında iletişim kurma imkanınız bulunmuyordu. Mikro dalga sistem sayesinde, gecenin zifiri karanlığında, en olumsuz hava koşullarında bile kesintisiz iletişim kurabiliyoruz. Bu, aralıksız sürekli hizmetin de önünü açıyor. Yine teknolojiyi en ileri düzeyde kullanıyor oluşumuza verebileceğim bir başka örnek ise 81 alt bölgede kullanılan su miktarlarını, kontrolümüz altında bulundurmamızdır. Arazideki ekiplerimiz, bilgisayar tabletleri aracılığıyla işlemlerini gerçekleştiriyorlar. İlgili birimlerle sürekli iletişim içindeler. Bu ise sıfır hata anlamına geliyor. Şimdi üzerinde hevesle çalıştığımız bir projemiz daha var. Proje pratiğe geçtiğinde, ‘hangi evde kaç kişi oturuyor?’, ‘hane başına günlük ne kadarlık su kullanımına ihtiyaç bulunuyor?’ tarzındaki sorulara, ayrıntılı yanıtlar bulabileceğiz. Böylelikle sudaki kayıp kaçak oranını daha da alt limitlere çekebileceğimiz gibi kesintisiz ve sürekli su temininin de önünü açmış olacağız. Körfezin çevresinde 7 arıtma atık su tesisi, 50’ye yakın atık su terfi merkezi, dünya kadar da içme suyu terfi merkezi bulunuyor. Bu kadar çeşitli ünitenin birbiriyle uyumlu çalışması ise hizmetin sürekliliği anlamında büyük önem arz ediyor. Geliştirdiğimiz teknolojik sistemle, pompaları otomatik olarak çalıştırıyor ve durdurabiliyoruz. Uzaktan Kontrol ve Gözleme Sistemi (SCADA) birimimize burada ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Gelişmiş ön izleme ve kontrol ağı ile bunu destekleyen ileri yazılım teknolojisi sayesinde, hangi pompanın ne kadarlık akım çektiğini anlık takip edebiliyoruz. Böylelikle pompalardaki önleyici bakımları devreye alabiliyoruz. Şehre verilen anlık su miktarlarını, olası kaçak kullanımları, su depolarındaki su seviyelerini, barajlardaki doluluk oranlarını SCADA birimimiz, saniye saniye izlemekte, beklenmedik durumlara anında müdahale etmektedir. Bunun yanı sıra, içme suyu barajlarına yerleştirilen kameralar ile belirlenen görüntüler yine SCADA birimimizce an ve an takip edilmekte, adeta kuş uçurulmamaktadır.
Diğer büyükşehirlerin su ve kanalizasyon idareleri ile iletişiminiz nasıl?
Su ve kanalizasyon idareleri olarak her yıl bir araya geliyoruz. İstişarelerde bulunuyoruz. Gelenekselleşen toplantılar sayesinde, gerçekleştirebileceğimiz ortak projeler üzerinde duruyoruz. Toplantılar, kurumlar arası dostluk bağlarının pekişmesine de vesile oluyor. Biz bu noktada BUSKİ ile de çok güzel bir iletişim ağı oluşturduk. Malumunuz, Marmara Bölgesi, birinci derece deprem kuşağında yer alıyor. Depremler, yerleşim birimlerinin üst yapısını olduğu kadar altyapısını da kullanılamaz hale getiriyor. 1999 Gölcük Depremi’nde biz bunun acı örneklerini yaşadık. Çöken altyapı ağını ayağa kaldırmak için büyük mücadele gösterildi. O dönemde İSKİ başta olmak üzere, ülke genelindeki kamu kurumlarının teknik, maddi ve manevi desteklerini Kocaeli yanında buldu. Büyük tahrip gören altyapı ağı kısa sürede hizmet verir konuma kavuşturuldu. Bu bizim için büyük bir tecrübe oldu. Deprem gibi doğal afetler karşısında altyapı ağını en kısa sürede hizmet verir konuma ulaştırabilmek için bir işletim ağı kurduk. Uzman ekiplerin yönlendirmesinde en ileri düzeyde ekip ve ekipmanla donatılan ‘acil müdahale timi’ gibi görev yapmak üzere yapılandırılan işletim ağı, deprem esnasında hasara uğrayan içme suyu hatlarının, kanalizasyon hatlarının yeniden hizmet verir konuma gelebilmesi için devreye girecek. Biz bu noktada, operasyonel ekiplerin birbirlerinin tecrübelerinden yararlanabilmeleri için karşılıklı eğitim faaliyetlerine önem veriyoruz. BUSKİ ile yakın bir gelecekte, her iki ilin de büyükşehir belediye başkanlarının bulunduğu toplantıda, bir protokol anlaşması imzalayacağız. Aynı dönemlerde göreve geldiğimiz BUSKİ Genel Müdürümüz Sayın İsmail Hakkı Çetinavcı ile karşılıklı işbirliğini gerektiren konularda zaman zaman görüş alışverişinde bulunuyoruz. Biz onların, onlar da bizlerin tecrübelerinden yararlanıyor. Söz konusu istişari görüşmeler, oldukça yararlı sonuçları da beraberinde getiriyor. Bursa ile komşuyuz. Diyaloglarımız çok iyi.
BUSKİ ile örnek işbirliği
Büyükşehirlerin su ve kanalizasyon idareleri ile işbirliğine önem verdiklerini dile getiren İSU Genel Müdürü İlhan Bayram, bu kapsamda BUSKİ ile örnek bir işbirliği içerisinde olduklarını vurguladı.
Doğal afetlerde tahrip olan altyapı ağını ayağa kaldırmak için işletim ağı geliştirdiklerini belirten Bayram, “Doğal afetler içerisinde en büyük yıkıma ve hasara neden olan depremler, yerleşim birimlerinin üst yapısını olduğu kadar altyapısı da kullanılamaz hale getiriyor. 1999 Gölcük Depremi’nde biz bunun acı örneklerini yaşadık. Deprem gibi doğal afetler karşısında altyapı ağını en kısa sürede hizmet verir konuma ulaştırabilmek için bir işletim ağı kurduk. Uzman ekiplerin yönlendirmesinde en ileri düzeyde ekip ve ekipmanla donatılan ‘acil müdahale timi’ gibi görev yapmak üzere yapılandırılan işletim ağı, deprem esnasında hasara uğrayan içme suyu hatlarının, kanalizasyon hatlarının yeniden hizmet verir konuma gelebilmesi için devreye girecek. Biz bu noktada, operasyonel ekiplerin birbirlerinin tecrübelerinden yararlanabilmeleri için karşılıklı eğitim faaliyetlerine önem veriyoruz. BUSKİ ile yakın bir gelecekte, her iki ilin de büyükşehir belediye başkanlarının bulunduğu toplantıda, bir protokol anlaşması imzalayacağız. Aynı dönemlerde göreve geldiğimiz BUSKİ Genel Müdürümüz Sayın İsmail Hakkı Çetinavcı ile karşılıklı işbirliğini gerektiren konularda zaman zaman görüş alışverişinde bulunuyoruz. Biz onların, onlar da bizlerin tecrübelerinden yararlanıyor. Söz konusu istişari görüşmeler, oldukça yararlı sonuçları da beraberinde getiriyor. Bursa ile komşuyuz. Diyaloglarımız çok iyi.” diye konuştu.
İçme Suyu SCADA Sistemi
SCADA Sistemi, Kocaeli'nde içme suyu sisteminin, tek merkezden, bilgisayar ortamında, kontrol ve kumandasını sağlamaktadır.
• Su depolarının su seviyeleri ve hacimleri,
• Ph, klor, bulanıklık ölçümleri,
• Su depolarından şebekeye verilen ve bir üst kademeye basılan su miktarları,
• Basıcı hat basınç değerleri,
• Motor ve vanaların durum pozisyonları,
• Pompa ve vanaların otomatik olarak açılıp kapatılması merkezden izlenebilmektedir.
2009 yılında SCADA sistemine bağlı olan su deposu ve terfi istasyonu sayısı 32 adet iken bugün itibarıyla toplam 206 adettir.
Atık Su SCADA Sistemi
Atık Su SCADA Sistemi kapsamında Türkiye’de ilk olmak üzere;
44 adet Atık Su Terfi Merkezi,
7 adet Yağmur Suyu Terfi Merkezi,
16 adet Atık Su Arıtma Tesisi,
26 adet Kanalizasyon Kolektör Hattı,
5 adet Yağmursuyu Kolektör Hattı,
22 adet Sanayi Tesisi Çıkışı olmak üzere,
Toplam 120 ayrı noktada, atık suyun miktarı ve kirliliğine yönelik otomatik olarak real time ölçüm yapılmakta, elde edilen ölçüm değerleri Atık Su SCADA Merkezi’ne aktarılmakta ve buna göre Kocaeli genelindeki atık su ve yağmur suyu sistemi, tek merkezden uzaktan kumanda edilmektedir.
Atık Su SCADA Sistemi kapsamında; büyük sanayi kuruluşları, OSB’ler ile arıtma tesislerinin çıkışlarında (pH, sıcaklık, iletkenlik, renk ölçüm cihazı, AKM (Askıda Katı Madde), organik madde, Çözünmüş Oksijen (DO), nitrat, fosfat, amonyum azotu ve yağ) değerleri kayıt altına alınarak, sürekli takibi yapılabilmektedir.
İSU Alo 185
Alo 185 hattına her ay ortalama 39 bin adet çağrı geliyor.
RAKAMLARLA İSU
Hizmet verilen Alan : 3.505 km2
Hizmet Verilen Nüfus : 1.722.795 kişi
Genel Müdür Yardımcılığı : 3
Daire Başkanlığı Sayısı : 15
İlçe Şube Müdürlüğü : 12
Abone Sayısı 698.243
PERSONEL DAĞILIM TABLOSU
Memur : 232
Sözleşmeli : 50
Hizmet Alımı : 676
Daimi İşçi : 725
Geçici İşçi : 58
Röportaj: Mustafa TÜRE
Fotoğraflar: Tufan KÜÇÜKASLAN
Fikri KAYA/Basın Büro Sorumlusu